Çocuklar masayı dağıtınca
Çocuklar kâğıt ve bardağı dağıtınca azar yerine masayı nasıl yeniden kurduğumuzu anlatır.
Kâğıtlar yere indi, bardak yana kaydı, bir kalem halının altına girdi. İlk ses, yüksek bir azardı. Azar, çocuğu susturdu ve annesini de kapıya çevirdi. Çevrilen kapı, o akşamın asıl dağılmasıydı. Dağılan masa, bir dakikada toplanırdı. Toplanmayan şey, azarın bıraktığı sessizlikti. Sessizliği bir daha istemedik.
Ne oldu
İş, masanın ortasındaydı. Çocuk da oradaydı. Ortada duran her şey, eline yakındı. Yakın olanı dağıtması şaşırtıcı değildi. Şaşırtıcı olan, bizim bunu baştan ayırmamamızdı.
Bardak devrilmedi, kaydı. Kayınca herkes ayağa kalktı. Kalkış, sözü kesti. Kesilen söz, bir daha o akşam toplanmadı. Toplanmayan sözü, çocuğun üstüne yıktık. Yıkmak, kolay ve yanlıştı.
Çocuklu etkinlikte bakan kişiyi ayırmıştık. O akşam ayırmamıştık. Ayırmayınca hem iş hem çocuk aynı elde kaldı. Kalan el, ikisini de tutamadı.
Ne değiştirdik
Ertesi hafta kısa kenara bir örtü serdik. Örtünün üstünde kâğıt ve kalem, ortada değil. Ortada yalnızca büyüklerin işi durdu. Duran iş, elin uzanamayacağı kadar içerideydi.
Azar yerine bir cümle kullandık. Kâğıt yerde kalırsa bir daha yazamayız, birlikte toplayalım. Cümle, suç değil iş verdi. İş veren cümle, anneyi de kapıda tutmadı. Tutmayan kapı, akşamı bitirdi.
Bardakları kenara aldık. Kenar, on kişilik masada öğrendiğimiz yerdi. Yer işe yaradı. Yaraması, çocuğu masadan kovmak değildi. Kovmak, aileyi de kovuyordu.
Kim ne dedi
Bir büyük, disiplin lazım dedi. Lazım olan, belki sınırdı. Sınır, bağırarak kurulmuyordu. Kurulmayan sınır, örtüyle ve yerle kuruldu. Kurulan yer, bir sonraki dağıtmayı azalttı. Azalan dağıtma, azarı da azalttı.
Çocuk, topladığı kâğıdı kendisi getirdi. Getirmesi, özür nutku değildi. İşti. İşi görünce teşekkür bir kelime oldu. Kelime yetti. Yetmeyen, uzun utanç konuşmasıydı. Onu yapmadık.
Anne, ertesi hafta yine geldi. Gelmesi, o akşamın gerçek tamiriydi. Tamir, masayı değil kapıyı onardı. Onarılan kapı, dağınık kâğıttan daha değerlidir.
Dağılan masa, kötü çocuk demek değildir. Yakın duran eşya demektir. Eşyayı uzaklaştırın, sesi kısın, birlikte toplayın. Toplamak bir dakikadır. Bir dakika, bir aileyi içeride tutar. Tutan şey, azar değildir. Yerdir. Yeri baştan koyun. Koymazsanız her dağınıklık, bir sınav gibi büyür. Büyüyen sınav, çocuğu da büyüğü de yorar. Yorulan kapı, bir sonraki çağrıda boş kalır. Boş kalmasın. Kalmasın diye örtüyü kısa kenara serin, bardağı ortaya yığmayın, düşen kâğıdı birlikte alın. Alınan kâğıt, akşamı kurtarır. Kurtarılan akşam, dağınıklığı hatırlamaz. Hatırlanan, hâlâ oturuyor olmamızdır. Oturuyorsak düzen de vardır. Varsa bağırmayın. Bağırmak, kâğıdı yerden kaldırmaz. Kaldıran, eğilen iki eldir. İki el yeter. Bir de zaman. Dağınıklığı hemen toplantının ortasında mahkeme yapmayın. Yaparsanız söz bir daha dönmez. Dönmesi için önce camı ve kâğıdı kaldırın, sonra cümleye geri gelin. Geri gelen cümle, kısa olsun. Kısa cümle, çocuğun adını suç listesine yazmaz. Yazmayan oda, aileyi de tutar. Tutan oda, ertesi hafta aynı köşeyi hazır bulur. Hazır köşe, sürpriz dağınıklığı azaltır. Azaltmayan tek şey, ortada duran bardak kulesidir. Kuleyi kurmayın. Kurmayınca el de uzanmaz. Uzanmayan el, azara gerek bırakmaz. Gerek kalmayınca ses de alçalır. Alçak ses, halının altındaki kalemi birlikte aramaya yeter. Arama, oyun gibi de durabilir. Dursun. Duran oyun, işi dağıtmaz, toplar. Toplayan çocuk, o akşamın en sakin tamircisidir. Tamirci ilan etmeyin. İlan, yine sahne olur. Sahne olmadan eğilin, alın, yerine koyun. Koyduğunuz yer, bir sonraki elin uzanamayacağı yer olsun. Olsun diye örtüyü kısa kenarda tutun. Tuttuğunuz örtü, bu dersin bütün malzemesidir. Malzeme basit kalsın. Basit kalan düzen, bağırıştan uzun yaşar. Yaşayan düzen, dağınık bir akşamı da içine alır. Aldığı akşam, kapıyı açık bırakır. Açık kapı, düşen kâğıttan daha önemlidir. Önem sırasını şaşırmayın.
Sık sorulan sorular
Çocuk masadan tamamen ayrılsın mı? Görünür bir köşe yeter. Tamamen başka oda, aileyi böler. Bölen düzen, dağınıklıktan daha çok kişi kaybettirir.
Kırılan bardak olursa? Önce camı toplayın, sonra tek cümle. Uzun hesap, camdan daha çok keser. Kesmesin.
Aynı şey her hafta olursa? Yeri değiştirin, azarı artırmayın. Artan azar, alışkanlığı düzeltmez. Düzelten, uzanamayan mesafedir.