İyi giden günü not etmek
Sakin geçen bir akşamı neden yazdığımızı ve notu nasıl kısa tuttuğumuzu anlatır.
O akşam kimse bağırmadı, çay yetti, iş bitti. Bitince dağılmak kolay geldi. Kolay gelen dağılmayı bir dakika erteledik. Ertelediğimiz dakika, bir kâğıda üç satır oldu. Üç satır, o günün iyi gittiğini unutturmamak içindi.
Neyi yazdık
Saat kaçta bittiğini yazdık. Bitmeseydi ertesi hafta aynı saati körlemesine seçerdik. Seçmesin diye kapanış saatini koyduk. Koyunca işin sığdığı pencere görünür oldu.
Kimin ne getirdiğini de tek kelimeyle yazdık. Çay, bardak, sandalye. Liste, teşekkür konuşması değildi. Ertesi kişinin elini boş bırakmamak içindi. Boş kalan el, her şeyi yeniden icat eder. Etmesin diye kâğıt durdu.
Bir de neyin sessiz kaldığını yazdık. Kapı önü daralmadı, kimse erken kaçmadı, çay bitmeden kavga çıkmadı. Çıkmayan kavga, habere benzemez. Benzemediği için unutulur. Unutulmasın diye o satırı da koyduk.
Neyi yazmadık
Kimsenin adını övmedik. Övülen ad, gelmeyeni dışarıda bırakır. Bırakmayan not, işi anlatır, kişiyi sahneye çıkarmaz. Çıkarmadığımız için kâğıt sakin durdu.
Sayı da uydurmadık. Kaç kişi geldiğini bildiğimiz kadar yazdık. Bildiğimiz, o odadaki sandalyeydi. Sandalyeden fazla bir kalabalık ilan etmedik. Etseydik ertesi hafta hayal kırıklığı büyürdü.
Kısa kapanış o gün notun kendisi oldu. Beş dakika, destan yazmaya yetmez. Yetmemesi iyiydi. İyi olan, üç satırda durmaktı.
Nereye koyduk
Notu telefon grubuna uzun mesaj diye atmadık. Dolaptaki kâğıda yapıştırdık. Yapışan kâğıt, ertesi gelen kişinin göz hizasında durdu. Duran kâğıt, değerlendirme toplantısını da şişirmedi. Şişmeyen toplantı, aynı üç satırı okuyup geçti.
Geçerken bir cümle ekledik. Aynı saatte devam. Devam, zafer ilanı değildi. İşin yürüdüğünü söylemekti. Söyleyen cümle, bir sonraki duyurunun da omurgası oldu.
Neden iyi günü de yazmalı
Kötü gün kendiliğinden akılda kalır. Kalan kötü, grubun bütün hafızası sanılır. Sanılmasın diye iyi günü de yazın. Yazılmazsa bir sonraki aksilik, her şey kötüymüş gibi durur. Duran yanılgı, gelen kişiyi yorar.
Yormamak için üç soru yeter. Ne zaman bitti, ne yetti, ne sessiz kaldı. Üçü de o akşamın gerçeğiydi. Gerçeği süslemedik. Süs, iyi günü de şüpheli yapar. Yapan süsü kestik.
O kâğıt hâlâ dolapta. Dolaptaki üç satır, o akşamı abartmadan tutuyor. Tutan şey, alkış değildir. Saattir, listedir, sessiz kalan şeyin adıdır. Adı koyunca iyi gün kaybolmaz. Kaybolmayan gün, ertesi aksilikte de elinizin altında durur. Dursun. Dursun diye dağılmadan bir dakika ayırın. Ayırdığınız dakikada uzun yazmayın. Üç satır, o günü taşır. Taşıyan satır, grubun hafızasını tek bir kötü akşama hapsetmez. Hapsolmayan hafıza, bir sonraki çağrıyı da sakin tutar. Tutan sakinlik, gelen kişiyi korkutmaz. Korkutmayan not, dolapta kalsın. Kalsın diye telefonu o an açmayın. Açmadan yazın, yapıştırın, ışığı kapatın. Kapatılan ışık, iyi günün de hakkıdır. Hakkı alkışa çevirmeyin. Çevirmeden üç satırda durun. Duran satır, ertesi haftanın ilk cümlesi olur. Olsun. Olan cümle, aynı saatte devam diyebilsin. Diyebilen grup, iyi günü tesadüf sanmaz. Sanmadan tekrarlar. Tekrar, aynı saati, aynı listeyi, aynı kısa kapanışı seçmektir. Seçin. Seçerken kimseyi sahneye çıkarmayın. Çıkarmadan yazın. Yazı, o akşamın boyunu aşmasın. Aşmayan yazı, dürüst bir hatıradır. Hatırayı dolaba koyun. Koyunca dağılın. Dağılan kişi, ertesi gün aynı işi yeniden icat etmez. Etmez, çünkü kâğıt oradadır. Orada olan kâğıt, iyi günün tek şahididir. Şahidi kaybetmeyin. Kaybolursa ertesi aksilik, bütün hafızayı kaplar. Kaplamasın diye kâğıdı dolapta tutun.
Sık sorulan sorular
Notu herkese mesaj olarak attık mı? Atmadık. Dolaptaki kâğıt yetti. Uzun mesaj, sakin akşamı duyuru gürültüsüne çevirir.
Kaç satır yazdık? Üç. Bitiş saati, getirilenler, sessiz kalan şey. Daha uzunu o günün boyunu aşar.
Kötü gün varsa iyi gün notu gerekli mi? Evet. Yazılmazsa akılda yalnız aksilik kalır. Kalan aksilik, bütün işi kötü gösterir.