Geç kalanlar için kapı notu
Buluşma başlayınca geç kalanın kapıda ne bulacağını bir kâğıtla nasıl anlattığımızı yazar.
Toplantı başlamıştı. Kapı çaldı, içeri bakan kişi özür yağdırdı ve herkes ayağa kalktı. Kalkış, cümleyi böldü. Bölünen cümle, bir daha toparlanmadı. Ertesi hafta kapıya bir not astık. İçerideyiz, sessiz gir, yer arkada. Not, özrü kısalttı. Kısalan özür, masayı da kurtardı.
Notta ne yazdı
Üç satır. İçerideyiz. Ayakkabını çıkarmana gerek yok, sandalye arkada. Söz bitince özeti kapıda söyleriz. Bu kadar. Uzun açıklama, kapıda okunmadan itildi. İtilen kâğıt, ilk denememizdi. İkinci deneme kısa oldu.
İsim yazmadık. Şu kişi geç kaldı diye satır, utanç ilanıydı. İlan, bir daha geç kalanı hiç getirtmedi. Getirtmemek istemedik. Not, kişiyi değil yolu anlattı.
Afiş dersinde saat büyüktü. Bu notta saat yoktu. Saat, içeride çoktan geçmişti. Geçmiş saati kapıda tekrar etmek, geç kalanı daha da küçülttü. Küçültmedik.
İçeride ne değişti
Kapı açılınca başımızı çevirmedik. Çevirmeyince gelen kişi arkadaki sandalyeye oturdu. Oturmak, özür konuşmasından kısaydı. Kısa olan, işe yaradı.
Özeti, beş dakikalık kapanışta verdik. Kapıda fısıldanan ikinci toplantı kalkmış oldu. Kalkınca geç kalan da aynı cümleyi duydu. Duyan kişi, ertesi hafta daha az özür diledi. Daha az özür, daha çok söz demekti.
Bir keresinde not düştü, rüzgâr aldı. Alan rüzgâr, gelen kişiyi yine özürle içeri soktu. Sokunca notu bantladık. Bant, süs değil, sabitlemeydi.
Kim alınır
Bir komşu, notun soğuk durduğunu söyledi. Haklı bir yan vardı. Soğuk görünmesin diye ilk satıra merhaba ekledik. Merhaba, yolu silmedi. Sildiğimiz, uzun özür beklentisiydi.
Başka biri, herkesi bekleyelim dedi. Bekleyince başlayan kişi yoruldu. Yorulan, bir sonraki hafta kendisi geç kaldı. Geç kalmak böyle bulaştı. Bulaşmasın diye saatinde başladık. Başlamak, kapıdaki notun da şartıydı. Şart olunca not, dışlama değil davet oldu.
Çocukla gelen geç kalırsa not, onu da kapsadı. Kapsasın diye sandalyeyi kapının yanında değil, kısa kenarda tuttuk. Tuttuğumuz yer, on kişilik masada boş bıraktığımız geçitti. Geçit, çocuklu girişi de kolaylaştırdı.
O günden sonra kapı notu, buluşmanın parçası. Parçası olmayan tek şey, geç kalanı koridorda tutmak. Tutmayın. Tutulan kişi, ya içeri özürle dalar ya da geri döner. Dönen kişi, bir sonraki çağrıya gelmez. Gelmemesin istemezseniz yolu yazın. Yazılan yol, üç satırdır. Üç satır, bir özür konuşmasından kısadır. Kısa olan, masayı böler ama az böler. Az bölünen söz, toparlanır. Toparlanan akşam, geç kalanı da taşır. Taşımak, beklemek değildir. İçeri alın, özeti sonda verin, başı tekrar etmeyin. Tekrar edilen baş, herkesi yorar. Yorulan oda, saati de unutur. Unutmayın. Not kapıda dursun, söz içeride yürüsün. Yürüyen söz, kapıyı da açık bırakır. Açık kapı, geç kalanın suçunu siler. Silinen suç, bir sonraki hafta daha erken gelen adım olur. Olmazsa da not yerinde durur. Duran not, yeter. Bir de ışık. Karanlık kapıda not okunmaz. Okunmayan kâğıt, yine özürle açılan kapı demektir. Kapının yanında küçük bir aydınlık olsun. Olmazsa notu el hizasına, daha büyük harfle yazın. Büyük harf, loş sahanlıkta da seçilir. Seçilen satır, gelen kişiyi durdurmadan içeri alır. İçeri alan yol, bu notun bütün işidir. İşini süslemeyin. Süs, üç satırı yine yutar. Yutmasın. Yutmayan kâğıt, bantlı da dursa düz de dursa aynı şeyi söyler. Söylenen şey, gel, sessiz otur, özeti sonda duy. Duymak, baştan anlatımı beklemekten daha kısadır.
Sık sorulan sorular
Not her hafta değişir mi? Yol aynıysa değişmez. Yer değiştiyse bir kelime ekleyin. Eski yer kapıda kalmasın.
Çok geç gelen içeri alınır mı? Alınır, son on dakikaysa belki yalnızca kapanışı duyar. Yine de koridorda bırakmayın. Bırakmak, notu boşa çıkarır.
Notu kim yazar? O gün kapıyı açan yazar. Herkes bir cümle eklemesin. Eklenen cümle, yine uzun özür metnine döner.